![]() | ![]() |
| | #1 (permalink) |
![]() | ethiye çoğumuza Ölüdeniz'i hatırlatır. Dünyanın en ünlü ve en güzel harikalarından biri olan Ölüdeniz'in, muhteşem lagünün turkuvaz mavisi suları için, miller boyu seyahat etmeye değer. Kristal kadar saf olan Ölüdeniz'in suları o kadar temizdir ki, eğer tuz atılacak olursa, evde içtiğiniz su kadar temizdir. Ölüdeniz iki bölümden oluşur: Birinci bölüm koydan lagüne uzanan Belcekız ya da Belceğiz bölümüdür. Bu bölüm Ölüdeniz'in dalgalı bölümüdür. İkinci bölüm içerisinde lagünün bulunduğu gerçek Ölüdeniz bölümüdür. Bu bölüm sakin ve sığ olan bölümdür. Ölüdeniz Fethiye'den 12 kilometredir. Burada, kano, sörf, su kayağı, paraşüt gibi bütün su sporlarının yanında plaj voleybolu da oynayabilirsiniz. Belcekız plajı boyunca biraz pahalı olsa da yiyecek ve içecek her türlü şeyi bulabilirsiniz. Ölüdeniz olarak adlandırılan yer bir milli parktır ve giriş ücretlidir. Burada da yiyecek ve içecek her türlü şey, su sporları ve plaj voleybolu gibi birçok eğlence, duş ve WC bulabilirsiniz. Bunların yanı sıra, Ölüdeniz yamaç paraşütü yapmak için dünyadaki en ideal yerlerden biridir. Bu sporu yapmak için deneyimli olmanıza gerek yok. Bütün yapmanız gereken, Türk Havacılık Kulübü'nü de içeren acentelerin birinden size uçarken eşlik edecek birini seçmek. Eğer uçma lisansınız yoksa ilk uçuşunuzu lisanslı ve deneyimli bir pilotla gerçekleştireceksiniz. Pilotlar sizin için her şeyi yaparlar. Sizin bütün yapmanız gereken Ölüdeniz'in güzelliklerinin tadını çıkarmak ve 1400-1700 metre yükseklikten fotoğraflar çekmek. Uçuş yaklaşık 30-45 dakika sürer ve size yaklaşık 100 $'a mal olur. Fethiye'de 12 Adalar Tekne Turu Eğer Fethiye'ye gelirseniz, mutlaka 12 Adalar Tekne turuna çıkmalısınız. Marina'da ve limanda dolaşırken gördüğünüz yüzlerce çift güverteli tekne sizi bu turlara götürmek için hazır. Bu teknelerin her biri 50 kişiden 150 kişiye kadar yolcu kapasitesine sahiptir ve hepsinin tuvaleti ve self-servis barı vardır ve çoğunluğu Fethiye'deki tersanede inşa edilmişlerdir. Bu tekneler her sabah saat 10.00-11.00 gibi limandan çıkarlar ve akşam 17.30-8.30 gibi geri gelirler. Genellikle makarna, köfte/tavuk/balık ve salata ve meyveden oluşan öğle yemekleri bu turlara dâhildir. Eğer güneşin tadını çıkarmak istiyorsanız, sizin yeriniz üst kattır, fakat dikkatli olun, güneş sizi çok yakabilir ve denizde hava rüzgârlı olduğundan hissetmezsiniz. Akşam duştan sonra güneş yanıklarını hissedersiniz ve bunlar doktorun vereceği krem ve losyonlarla sonuçlanır. Fakat eğer turunuzun tadını gölgede çıkartmak ve etrafı izlemek istiyorsanız, alt katta kalıp çay, kahve ya da soğuk bir şeyler içebilir ve belki mürettebatla tavla oynayabilirsiniz. Size turda etrafınıza dikkatli bakmanızı öneririz; çünkü yunusları, uçan balıkları hatta deniz kaplumbağalarını görme şansınız var. Turlar genellikle beş duraktan oluşur, aşağı yukarı aşağıdaki gibidir:
Fethiye, muhteşem bir tarihi mirasa sahiptir. Sadece uzak tarihi kastetmiyorum, aynı zamanda yakın tarihten bahsediyorum. Uzak tarihte, Fethiye bölgesini yöneten uygarlıkların bir kısmı, Likyalılar ve Romalılardı. Fethiye'nin her yerinde muhteşem kalıntılar bıraktılar. Yakın tarihte ise, 1. dünya Savaşı'ndan önce, Kaya ya da Kayaköy (Karmylassos) olarak bilinen yerde Osmanlı İmparatorluğunu yönetiminde Yunanlılar barış içerisinde yaşamaktaydılar. Burada 3000 bina, 5 doktor, 3 eczacı, 1 okul, 2 kilise ve 10'dan fazla manastır vardı. Bu köyün kuruluşu (Yunanlıların buraya yerleşmesi) 15. yüzyıla kadar uzanır. Köyün merkezindeki küçük kilise 1888'de yapılmıştır. Tepedeki büyük kilisenin ise küçük kiliseden daha önce yapıldığı söylenir. 30 Ocak 1923'te, Türk ve Yunan hükümetleri arasında bir nüfuz değişimi anlaşması olmuştur. Bu anlaşmaya göre, Türkiye'de yaşamakta olan Yunanlılar Yunanistan'a, Yunanistan'da yaşamakta olan Türkler de Türkiye'ye gönderilecektir. Bu anlaşma ile burada yaşamakta olan Yunanlılar Yunanistan'a gitmişlerdir; fakat Yunanistan'da yaşamakta olan Türkler geri gelmek istememişlerdir çünkü Yunan Hükümeti burada yaşayan Türklerin sahip oldukları mal varlıkları, topraklar ve evlerin bedelini ödemek istememiştir. Bu nedenle, Türk yerleşimi için ayrılmış olan evler çok uzun süre boş beklemiştir. Daha sonrasında, Fethiye yöresini sarsan depremler (özellikle 1957'deki deprem) bu evlere gerçekten zarar vermiştir ve yöre halkı zarar gören evlerin parçalarını, yapı malzemelerini kedi evlerinin inşasında kullanmışlardır. Bu nedenle bu eski şehir şu anda hayalet bir kasaba gibi görünmektedir. Uzun süre bu evleri hiç kimsenin kullanmasına izin verilmemiştir ve yöre halkı bu evleri boş bırakarak kendi evlerini inşa etmişlerdir. Kayaköy Fethiye'den pek uzak bir yer değildir. Ölüdeniz yolunda, Hisarönü'nden sadece 5 dakika uzaklıktadır. Fethiye'ye sadece 15 km'dir. SAKLIKENT Fethiye'de bir başka gün, (Eğer Ölüdeniz'de yeterince kalırsanız) görecek değişik bir yer seçebilirsiniz. Bu Saklıkent olabilir. Size sabah yola çıkmanızı tavsiye ederim çünkü güneş yukarıdayken yollar gerçekten kötü olabilir ve daha önce hiç terlemediğiniz kadar terleyebilirsiniz. Saklıkent, 14 kilometre içeriye giden devasa bir vadi ve kanyondur. İki dağ arasında inanılmayacak kadar dar ve yüksektir. Eğer kanyonun içindeki güzellikleri görmek istiyorsanız, buz gibi soğuk suların içinden yürüyerek ırmağın diğer tarafına geçmek zorundasınız. Eğer istiyorsanız bu buz gibi soğuk sudan içebilirsiniz de, çünkü hemen yürüdüğünüz yerden çıkan doğal bir kaynaktır! O kadar soğuktur ki, yazın bile olsa ayağınızı bu suyun içinde kaybediyormuş gibi hissedebilirsiniz. Bu yer 15 yıl önce bir keçi çobanı tarafından bulunmuş ve 49 yıllığına hükümetten kiralanmıştır. Şimdi bu çoban Saklıkent'teki cafe-restoranı işletmektedir. Fethiye'ye dönerken yolda, köylülerin ev yapımı gözlemelerini ayranla (yoğurt, buzlu su ve tuz karışımı) tatmak için kısa bir mola verip Türk köy yaşamını tecrübe edebilirsiniz. Ayrılırken, evlerinde sizin en iyi şekilde rahat edebilmenizi sağlayan çocuklar için bahşiş bırakmayı unutmayın, çünkü görebileceğiniz misafirperverliğin en iyisini gösterirler. DALYAN Fethiye'den bir saat uzaklıktaki Dalyan'da bir başka gün daha geçirebilirsiniz. Dalyan Köyceğiz Gölünü denize bağlayan sevimli Dalyan Irmağı'nın (antik Calbis Irmağı) yanındadır. Pek çok insan tatillerini geçirmek için Fethiye'ye gelseler bile Dalyanın ismini bilmemektedirler. Fakat Dalyan antik ve doğal güzellikleriyle çok hoş bir atmosfere sahiptir. Dalyan'a ulaşır ulaşmaz hiç zaman kaybetmeden sizi görülecek yerlere götürmesi için yöre halkından bir balıkçı teknesi kaptanıyla anlaşın. İlk durak içerdiği magnezyum, kalsiyum ve sülfür gibi cilde iyi geldiği söylenen mineral ve elementleri içeren çamur banyosudur. Antik Calbis ırmağının muhteşem manzaralarına sizi götürecek yol tekneyle Dalyana sadece 10 dakika mesafededir. Öğle yemeğinden sonra, meşhur Dalyan Irmağının, bitkileri, kuşları ve belki de kaplumbağaları arasında yapacağınız 30 dakikalık bir tekne turundan sonra tekneniz sizi İztuzu Plajına (Kaplumbağa Plajı) götürecek. Eminim bu ırmaktaki gezintinizden çok etkileneceksiniz. Bu kumsal deniz kaplumbağalarının gelip yumurta bıraktığı dünya üzerindeki nadir kumsallardandır. Bu yüzden, Türk Doğal Yaşamı Koruma kurumu tarafından çok sıkı korunmaktadır. Kumsala ulaştığınızda, deniz kaplumbağalarını korumak ve yaşamalarına izin vermek için büyük plakalar üzerine yazılmış, kumsalın nasıl kullanılacağına dair kurallara lütfen uyun. Bu kumsalın bir yanı nehirdir yani tatlı sudur, diğer yanı ise denizdir yani tuzlu sudur. Dolayısıyla kumsala girdiğinizde nerede yüzeceğinize karar vermeniz gerekir. Size, bütün dertlerinizi unutup rahatlayabilmeniz için Iztuzu Plajının kumları üzerinde uzun bir yürüyüş öneririm. Kumsaldan önce ya da sonra Dalyan'ın şehir merkezine giderken Antik Caunos şehrini de ziyaret edebilirsiniz. Tepenin üzerine kurulmuş bu şehirde (yürüyüş mesafesiyle 10 dakika) görülecek yerler antik tiyatro, Roma Hamamı, Apollo Tapınağı ve tepedeki Akropolisdir. Ayrıca şehre girer girmez sizi karşılayan Karya (Carian) taş mezarları gerçekten şaşırtıcıdır. AÇIK HAVA SPORLARI
Antik dönemde, Telmessos olarak bilinen Fethiye, Anadolu medeniyetlerinden biri olan Likya'nın Karya ile batı sınırında en önemli bir şehridir. Kuruluşuna ilişkin bilgi eksikliğine rağmen, tarihte kuruluşun milattan önce 5. yüzyıla uzandığı belirtilmektedir. Bir Likya efsanesi Telmessos isminin kaynağını şöyle açıklar, "Tanrı Apollo Finike kralının en küçük kızı, Agenor'a aşık olur. Küçük bir köpek kılığına girer ve utangaç, çekingen kızın sevgisini kazanır. Daha sonra yakışıklı bir adam kılığında tekrar ortaya çıkar ve oğullarına 'Telmessos' ışıkların ülkesi adını verirler." Şehrin isminin Apollo'nun oğlu Telmessos'tan geldiğine inanılır. Milattan önce 547 yılında Pers Kralı Hargapos tarafından işgali sırasında diğer bütün Likya ve Karya şehirleri arasında işgal edilen ilk şehir olmuştur. O zamanlar, Telmessos, M.Ö. 5. yüzyılda oluşturulan Attik-Delos birliğine katılır, ancak birlik daha sonra şehri bağımsız bıraksa da ilişkiler M.Ö. 4. yüzyıla kadar devam eder. Bir rivayete göre şehir, M.Ö. 333-334 yıllının kışında, Asya seferinde şehri işgal eden Büyük İskender'e kendi isteğiyle teslim olmuştur. Bir başka efsaneye göre Anadolu'yu işgal etme misyonuyla İskender donanmasıyla Fethiye limanına girer. Komutanları Nekros, şehrin yöneticisi Antipatrides'den müzisyenlerinin ve kölelerinin şehre girmeleri için izin ister. İzin alındıktan sonra, akşam düzenlenen şölen yemeği esnasında flüt kutularına saklanan silahlarla savaşçılar Akropolisi ele geçirir. Şehir M.Ö. 240 yılında Lysimachos'un oğluna III. Ptolomy tarafından teslim edilir. M.Ö. 189 yılında imzalanan anlaşmaya göre, Magnasia savaşından sonra, Romalılar şehri Bergama Kralı Eumenos'a bırakmışlardır. Bergama krallığı yıkılınca Telmessos M.Ö. 133 yılında Likya Federasyonuna katılır ve gruptaki en önemli şehirlerden biridir. 8. yy.da şehrin ismi Anastasios II'dir. 1284'de Menteşoğulları tarafından ele geçirilen şehir, 1424 yılında Osmanlı topraklarına katılmasıyla uzak şehir anlamına gelen Meğri adını alır. 1934'de, şehre şehit pilot Fethi Bey'in onuruna Fethiye adı verilmiştir. Likya uygarlığının en görkemli örneklerinden biri olan Amintas kaya mezarı, eteğinde dinlendiği dağların ihtişamıyla ikiye katlanmış bir şekilde uzun yıllardır orada asaletle uzanmaktadır ve yolculuğunuzda size gönüllü rehberlik etmek ister gibi görünmektedir. Bu mezar Ion tapınak formunda inşa edilmiş bir tapınak formundadır ve iki tarafta bitişik sütunları vardır ve dört basamak bunlara doğru uzanır. En soldaki sütunun ortasında, "Amynthas: Hermapias'ın oğlu" yazısı M.Ö. 4. yy'da kazınmıştır. Üç taş bank tavanı düz olan odanın üç duvarı boyunca giderler. Dört köşesinde demir çivi gibi taştan oyulmuş bağlantıları olan bir kapı bu odaya açılır. Tepenin solundaki diğer birçok kaya mezarından ikisi Amintas'a benzese de Amintas'tan çok küçüktürler. Şehrin içinde ve civarda daha birçok mezar, bazı Sarcophagus mezarlar ve bunlardan kırılmış taşlar bulunabilir. Bu Sarcophagii'lerin en iyi örneklerinden biri hükümet binasının doğusunda yer almaktadır. İki yanı kemerli, Gotik kapak savaş sahneleriyle süslenmiştir, iki sütunlu ön yüzde kare, ahşap kirşler gibi görünen kabartmaları vardır. Şehrin arkasındaki yüksek Akropolis tepesinde, aziz John'un şövalyelerine ait olduğuna inanılan ortaçağdan kalma bir kale göze çarpar. Kalede duvarlara kazılmış bir takım yazılar ve bilinmeyen bir dönemden kalma bir su sarnıcından başka pek bir şey yoktur. Fethiye'de bu güne kadar kalabilmiş bir başka eski bina da Cezayirli Hasan Paşa'nın 1791'de inşa ettirdiği antik camidir. Şehrin bir başka özelliği de kâhinleriyle ile ünlü olmasıdır. Şehrin Tanrı Apollon'a bağlı kâhinlerinin tarihte çok büyük etkilerinin olduğu bilinmektedir. alıntıdır megAslan 56 ![]() ![]() |
| Çevrimdışı | |