Web Stats

Aşk mı, zaaf mı?

ilksevdam
05-24-2006, 06:45 PM
Senin hiç yoktu
Benimse bir tane vardı
Seviyordum” (Bertold Brecht)

Aşk ve zaaf birbirine sürekli karışan, birbirinin yerine geçen, hangisi gerçekten aşk hangisi sadece zaaf karar vermekte güçlük çektiğimiz çoğu kez birbirlerine gebe, ilişkilerimizin yön atlası iki duygu.

Geçen hafta karmaşık bir ilişkiye kulak misafiri oldum, “sevgilimle ayrıyız artık, aslında ben onu o da beni çok seviyor ama birlikte olamıyoruz” diye başlayınca sohbet, dinlemeye başladım.

Hikaye aslında bildik, çok aşık olmuşlar, evlenmişler, kısa zaman sonra yormaya başlamış birlikte yaşam, kadın sıkılmış, ayrılmak istemiş ama yapamamış, kavgalar, bağırış çağırış derken adam aşıkken çok severken kadının beceremediğini yapmış, gitmiş boşanma dilekçesi vermiş, ayırmışlar yollarını, üzerinden aylar geçmiş karşılaşmışlar birgün. Kadın adamın omzunda başlamış ağlamaya biz neden kendimize bunu yaptık diye, adam vaktiyle ilişkinin bitmesini isteyen halen aşık olduğu o kadın ağlarken omzunda, zafere benzer bir duygu hissetmiş, kazanmış olmanın, haklı olmanın gururu karışmış kadının göz yaşlarına.

O ana kadar ilgiyle dinleyen ben dayanamayıp karıştım söze, “kusura bakma ama aşk değil senin ki, zaaf” diyerek.

Aşk kazanmaktan ırak, içinde zafer çığlığına yer olmayan bir duygu değil mi? Kazandığımızı sanarken kaybettiğimiz, severken acı çektiğimiz, o çok sevdiğimiz insanın gözyaşlarının bize haklılığımızı gösterse dahi kalbimizi paramparça ettiği bir “şey”

Zaaf ise bile bile ateşe atmak, bütün bize çektireceği acıları, mutsuzlukları, husursuzlukları peşinen kabul etmek, kendimizden nefret ederken bile onu sevmeye devam etmek, her gel dediğinde koşa koşa gitmek, sanki bedenimize bir mikro çip yerleştirilmiş, kumandasını da karşımızdakine vermiş bizi oynatmasına izin vermek.

Aşk da bu değil mi dediğinizi duyuyorum, evet aşık olunca da bütün hayatımızı onun avuçlarının içine bırakıyoruz ama bunu yaparken hiç pişman olmadan, bilerek isteyerek yapıyoruz. Güçlü davranmayı beceremediğimiz için değil, onun bakışlarında kaybolmak için, yanından ayrılınca “tamam bitti bir daha asla onun bana bunu yapmasına izin vermeyeceğim”, “bir daha asla boyun eğmeyeceğim” diyeerek değil.

O ağlayınca omzumuzda bizi yitirmiş olmanın aslında ne denli acı verdiğini, zafer kazanmaktan mutlu olarak değil.

Aşık olunca, o hayatınızdan çıkıp gidince dahi, onun kalbinizdeki yeri ayrı olur, başı sıkıştığında yardım etmek istersiniz, mutlu olsun, iyi olsun istersiniz, sizin kalbinizi parçalara ayıran insanı değil, size dünyanın en kocaman sevdasını yaşatan insanı hatırlarsınız.

Aşkın içine karışan kızgınlıktır, bazen kırgınlık ama aşkın içine nefret karışmaz.

Nefret girmişse işin içine siz zaafınızın esiri olmuşsunuz demektir, zaafınızın kurbanı olmak canınızı sıkar, hem kendinizden hem ondan hem nefret eder hem de onsuz yapamazsınız.

Aşkın ömrü 3 yılsa zaafın ömrü 13 yıl dahi olabilir, aşk ne kadar kısaysa zaaf o kadar uzundur, aşk ne kadar yapıcıysa zaaf o kadar yıkıcıdır, birine karşı duyduğunuz aşk ne kadar kuvvetliyse, zaaflarınız çok daha kuvvetlidir.

Ama aşık olunca, diğerine karşı hissettiğiniz zaaf ne kadar büyük olursa olsun, aşkın peşinden gidersiniz. Çünkü aşk tekrar kendinizi bulmanızı, kendinizi büyütmenizi sağlar.

Bir kez daha düşünün, sizi yerlerde süründüren ve göklere çıkaran adamların ve kadınların hangilerine aşık olmuş hangilerinin aşkını zaaflarınızla karıştırmışsınız.




EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum