*KoMüNisT*
05-25-2006, 09:15 PM
MEMLEKETİMDEN İNSAN MANZARALARI'NDAN
Haydarpaşa garında
1941 baharında
saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş
yorgunluk ve telâş
Bir adam
merdivenlerde duruyor
bir şeyler düşünerek.
Zayıf.
Korkak.
Burnu sivri ve uzun
yanaklarının üstü çopur.
Merdivenlerdeki adam
-Galip Usta-
tuhaf şeyler düşünmekle
meşhurdur:
"Kâat helvası yesem her gün" diye düşündü
5 yaşında.
"Mektebe gitsem" diye düşündü
10 yaşında.
"Babamın bıçakçı dükkânından
Akşam ezanından önce çıksam" diye düşündü
11 yaşında.
"Sarı iskarpinlerim olsa
kızlar bana baksalar" diye düşündü
15 yaşında.
"Babam neden kapattı dükkânını?"
Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına"
diye düşündü
16 yaşında.
"Gündeliğim artar mı?" diye düşündü
20 yaşında.
"Babam ellisinde öldü,
ben de böyle tez mi öleceğim?"
diye düşündü
21 yaşındayken.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
22 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
23 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
50 yaşına kadar.
51 yaşında "İhtiyarladım" dedi,
"babamdan bir yıl fazla yaşadım."
Şimdi 52 yaşındadır.
İşsizdir.
Şimdi merdivenlerde durup
kaptırmış kafasını
düşüncelerin en tuhafına:
"Kaç yaşında öleceğim?
Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?"
diye düşünüyor.
Burnu sivri ve uzun.
Yanaklarının üstü çopur.
Denizde balık kokusuyla
Döşemelerde tahtakurularıyla gelir
Haydarpaşa garında bahar
Sepetler ve heybeler
merdivenlerden inip
merdivenlerden çıkıp
merdivenlerde duruyorlar.
nazım hikmet
TÜRKİYE İŞÇİ SINIFINA SELÂM
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
haklı günler, büyük günler,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
ekmek, gül ve hürriyet günleri.
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza.
Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
Paranın padişahlığını,
karanlığını yobazın
ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Bu Alemde Kral Tanımam!
Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı
Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi
Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken
Ben hergün azraillen dans ediyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen sıcak yatağında rahat uyurken
Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına
Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa
Bende seni o kadar çok seviyorum..
Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam
Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..!
Yılmaz Güney
ULAŞ'A AĞIT
Hele Ulaş'a Ulaş'a
Ulaş benzerdi güneşe
Ulaş kardaş can veriyor
Yüreğim düştü ateşe
Ulaş'ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler
Tohumlar düştü toprağa
Karıştı yeşil yaprağa
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan toprağa
DEV-GENÇ MARŞI
Ey Dev-Gençli, ey Dev-Gençli
Savaş vakti yaklaştı
Al silahı vur beline
Emperyalizme karşı
Deniz Gezmiş, Mahir Çayan
Devrim için öldüler
Devrimciler ölür ama
Devrimler durmaz sürer
GÜN DOĞDU
Gün doğdu hep uyandık
Siperlere dayandık
Bağımsızlık uğruna da
Al kanlara boyandık
Yolumuz devrim yolu
Gelin kardaşlar gelin
Yurdumuza yanki dolmuş
Vurun kardaşlar vurun
İşçi köylü hep hazırız
Faşist düzene karşı
Halk savaşı vereceğiz
Emperyalizme karşı
- Denizler uslanmaz -
Denizlerin boynuna geçirilen ip
Denizleri bir kez astıysa
milyon kez cellatlarını asmıştır
belki de..
Denizler için kırılan kalem
bir kez kırıldıysa Denizler için
milyon kez kıranların kalbine saplanmıştır
belki de..
Denizler için verilen karar
bir kez onandıysa Yargıtayda
milyon kez bozulmuştur halkın vicdanında
belki de..
Bilmez misiniz usanmadan dolduğunu denizlerin
dağlarımdan kopup gelen asi ırmaklarla
uslanmadan...
A.Uğur Olgar
DENİZ..
Bu akşam vakti deniz,
O bütün hasretimiz,
Sanki gelmiş de dile,
Nedametin sesiyle,
Çarparak kayalara,
Yetmez mi, diyor deniz,
Karada çektiğiniz?
Uğur Deniz
Aya gidilecek
daha da ötelere
teleskopların bile görmediği yere
Ama bizim dünyada ne zaman kimse
aç kalmayacak,
korkmayacak kimse kimseden,
emretmeyecek kimse kimseye,
yermeyecek kimse kimseyi,
umudunu çalmayacak kimse kimsenin?
İşte ben komünistim bu soruya karşılık
verdiğimi içi
YOLDAŞLAR
YALNIZCA MUTLULUKLAR VE ZEVKLER DEĞİL
ACILAR BÜYÜDÜKÇE
GELECEK VE İKBAL ARIYARAK DEĞİL
GELECEĞİNİ KOYARAK
YALNIZCA DOSTLUĞU VE ARKADAŞLIĞI DEĞİL
İHANETİ VE SATILMIŞLIĞIDA GÖREREK
YAŞADIKÇA VE YAŞLANDIKÇA DEĞİL
DİRENDİKÇE,DİRENDİKÇE BÜYÜRSÜN DOSTUM
DİRENDİKÇE
Haydarpaşa garında
1941 baharında
saat on beş.
Merdivenlerin üstünde güneş
yorgunluk ve telâş
Bir adam
merdivenlerde duruyor
bir şeyler düşünerek.
Zayıf.
Korkak.
Burnu sivri ve uzun
yanaklarının üstü çopur.
Merdivenlerdeki adam
-Galip Usta-
tuhaf şeyler düşünmekle
meşhurdur:
"Kâat helvası yesem her gün" diye düşündü
5 yaşında.
"Mektebe gitsem" diye düşündü
10 yaşında.
"Babamın bıçakçı dükkânından
Akşam ezanından önce çıksam" diye düşündü
11 yaşında.
"Sarı iskarpinlerim olsa
kızlar bana baksalar" diye düşündü
15 yaşında.
"Babam neden kapattı dükkânını?"
Ve fabrika benzemiyor babamın dükkânına"
diye düşündü
16 yaşında.
"Gündeliğim artar mı?" diye düşündü
20 yaşında.
"Babam ellisinde öldü,
ben de böyle tez mi öleceğim?"
diye düşündü
21 yaşındayken.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
22 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
23 yaşında.
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
24 yaşında.
Ve zaman zaman işsiz kalarak
"İşsiz kalırsam" diye düşündü
50 yaşına kadar.
51 yaşında "İhtiyarladım" dedi,
"babamdan bir yıl fazla yaşadım."
Şimdi 52 yaşındadır.
İşsizdir.
Şimdi merdivenlerde durup
kaptırmış kafasını
düşüncelerin en tuhafına:
"Kaç yaşında öleceğim?
Ölürken üzerimde yorganım olacak mı?"
diye düşünüyor.
Burnu sivri ve uzun.
Yanaklarının üstü çopur.
Denizde balık kokusuyla
Döşemelerde tahtakurularıyla gelir
Haydarpaşa garında bahar
Sepetler ve heybeler
merdivenlerden inip
merdivenlerden çıkıp
merdivenlerde duruyorlar.
nazım hikmet
TÜRKİYE İŞÇİ SINIFINA SELÂM
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Tohumların tohumuna, serpilip gelişene selâm!
Bütün yemişler dallarınızdadır.
Beklenen günler, güzel günlerimiz ellerinizdedir,
haklı günler, büyük günler,
gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan,
ekmek, gül ve hürriyet günleri.
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Meydanlarda hasretimizi haykıranlara,
toprağa, kitaba, işe hasretimizi,
hasretimizi, ayyıldızı esir bayrağımıza.
Düşmanı yenecek işçi sınıfımıza selâm!
Paranın padişahlığını,
karanlığını yobazın
ve yabancının roketini yenecek işçi sınıfına selâm!
Türkiye işçi sınıfına selâm!
Selâm yaratana!
Bu Alemde Kral Tanımam!
Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı
Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi
Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken
Ben hergün azraillen dans ediyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
Sen sıcak yatağında rahat uyurken
Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına
Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam
İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa
Bende seni o kadar çok seviyorum..
Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam
Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..!
Yılmaz Güney
ULAŞ'A AĞIT
Hele Ulaş'a Ulaş'a
Ulaş benzerdi güneşe
Ulaş kardaş can veriyor
Yüreğim düştü ateşe
Ulaş'ın elinde mavzer
Mavzeri türküye benzer
Bizimkiler böyle ölür
Böyle ölür bizimkiler
Tohumlar düştü toprağa
Karıştı yeşil yaprağa
Kurban olam kurban olam
Seni yaratan toprağa
DEV-GENÇ MARŞI
Ey Dev-Gençli, ey Dev-Gençli
Savaş vakti yaklaştı
Al silahı vur beline
Emperyalizme karşı
Deniz Gezmiş, Mahir Çayan
Devrim için öldüler
Devrimciler ölür ama
Devrimler durmaz sürer
GÜN DOĞDU
Gün doğdu hep uyandık
Siperlere dayandık
Bağımsızlık uğruna da
Al kanlara boyandık
Yolumuz devrim yolu
Gelin kardaşlar gelin
Yurdumuza yanki dolmuş
Vurun kardaşlar vurun
İşçi köylü hep hazırız
Faşist düzene karşı
Halk savaşı vereceğiz
Emperyalizme karşı
- Denizler uslanmaz -
Denizlerin boynuna geçirilen ip
Denizleri bir kez astıysa
milyon kez cellatlarını asmıştır
belki de..
Denizler için kırılan kalem
bir kez kırıldıysa Denizler için
milyon kez kıranların kalbine saplanmıştır
belki de..
Denizler için verilen karar
bir kez onandıysa Yargıtayda
milyon kez bozulmuştur halkın vicdanında
belki de..
Bilmez misiniz usanmadan dolduğunu denizlerin
dağlarımdan kopup gelen asi ırmaklarla
uslanmadan...
A.Uğur Olgar
DENİZ..
Bu akşam vakti deniz,
O bütün hasretimiz,
Sanki gelmiş de dile,
Nedametin sesiyle,
Çarparak kayalara,
Yetmez mi, diyor deniz,
Karada çektiğiniz?
Uğur Deniz
Aya gidilecek
daha da ötelere
teleskopların bile görmediği yere
Ama bizim dünyada ne zaman kimse
aç kalmayacak,
korkmayacak kimse kimseden,
emretmeyecek kimse kimseye,
yermeyecek kimse kimseyi,
umudunu çalmayacak kimse kimsenin?
İşte ben komünistim bu soruya karşılık
verdiğimi içi
YOLDAŞLAR
YALNIZCA MUTLULUKLAR VE ZEVKLER DEĞİL
ACILAR BÜYÜDÜKÇE
GELECEK VE İKBAL ARIYARAK DEĞİL
GELECEĞİNİ KOYARAK
YALNIZCA DOSTLUĞU VE ARKADAŞLIĞI DEĞİL
İHANETİ VE SATILMIŞLIĞIDA GÖREREK
YAŞADIKÇA VE YAŞLANDIKÇA DEĞİL
DİRENDİKÇE,DİRENDİKÇE BÜYÜRSÜN DOSTUM
DİRENDİKÇE