tekopaco
11-02-2006, 06:22 PM
İÇKİ
Bir zamanlar hayatımın her anını zevk alarak paylaştığım temiz kalpli bir sevgilim vardı. İsmi barış’tı. Sürekli bana sigara ve içkinin zararlarını anlatır ısrarla bırakmamı tembihlerdi. Bense onun laflarına pek aldırmaz hatta ona inat daha fazla içmeye devam ederdim. Onun ağzından uyarı niteliğindeki şu lafları çok duymuşumdur.
“ sevgi’m, aşkım içkiyi bırakmanı rica ediyorum, her gün trafik kazalarında sarhoş sürücüler tarafından öldürülen masum insanları görüp onların ailelerini ve çocuklarını hiç düşünmüyor musun?, sarhoş kocaları tarafında öldüresiye dövülen eşleri, ileride sigara ve içkinin getirdiği hastalıklardan dolayı acı çekerek ölen zavallı insanları düşünmüyor musun? Onların çektiği acıları bilmiyor musun? “
Bense “ umurumda değil “ diyerek onun söylediklerini geçiştiriyordum. Zevk aldığım bir şeyi bırakarak ne elde edebilirdim ki. Günlerden cumartesiydi ve 3. tanışma yıldönümümüzü kutlayacaktık.. Planımızı çok önceden yapmıştık. Plana göre saat dörtte lunaparka gidip çocukluğumuzu yaşayacak gönlümüzce eğlenecektik. Ardından akşam dokuzda lüks bir lokantaya giderek romantik bir ortamda göz göze bir şeyler yiyecektik. Yemek için randevumuzu çoktan almıştık bile, ikimizin de keyfine diyecek yoktu o gün..
Fuara uğramak için evden ayrıldık taksiye verecek paramız olmadığı için basmane’ye otobüsle geldik. Basmane kapısına doğru kol kola ilerliyorduk. Ben çok fazla susamıştım. Bu yüzden aşkıma “ Şu büfeden bir şişe su alıp hemen geliyorum. Sen yavaş yavaş git” dedim. Suyu aldıktan sonra aşkıma yetişmek için adımlarımı hızlandırmışken, gri bir otomobilin direksiyonu kırarak kaldırımın üstünde yürüyen sevgilimin üzerine doğru hareket ettiğini gördüm. Bağırmama fırsat kalmadan araç aşkımı altına alarak ezip geçmişti bile.
Bedenim buz gibi olmuş adeta bulunduğum yerde donakalmıştım. Vücudumdan akan soğuk terlerin izlediği yolu hissediyordum. Birkaç saniye sonra kendime geldiğimde insanların aşkımın çevresinde bir halka oluşturduğunu gördüm. Koşarak halkanın içine girdiğimde barış’ın tekerin altında sıkışmış olan bedeninin acı içerisinde can verişine şahit oluyordum. Onun ölümünü acı ve çaresizlikle izlerken bende intihar etmenin planlarını çoktan yapmaya başlamıştım. Çünkü onsuz yaşamamın hiçbir anlamı yoktu benim için.
Aradan günler, haftalar geçti. Ben intihardan vazgeçmiş hayatımı bir düzene sokmuştum. O sıralar bir sohbet esnasında aşkımı ezerek ölümüne sebep olan aracın içerisinden on bir adet bira şişesi çıktığını öğrendim ve o günden sonra bir daha içki ve sigara kullanmamaya yemin ettim. Çünkü o hayatımı elimden aldı ve daha nice hayatları almaya devam edecek.
Bir zamanlar hayatımın her anını zevk alarak paylaştığım temiz kalpli bir sevgilim vardı. İsmi barış’tı. Sürekli bana sigara ve içkinin zararlarını anlatır ısrarla bırakmamı tembihlerdi. Bense onun laflarına pek aldırmaz hatta ona inat daha fazla içmeye devam ederdim. Onun ağzından uyarı niteliğindeki şu lafları çok duymuşumdur.
“ sevgi’m, aşkım içkiyi bırakmanı rica ediyorum, her gün trafik kazalarında sarhoş sürücüler tarafından öldürülen masum insanları görüp onların ailelerini ve çocuklarını hiç düşünmüyor musun?, sarhoş kocaları tarafında öldüresiye dövülen eşleri, ileride sigara ve içkinin getirdiği hastalıklardan dolayı acı çekerek ölen zavallı insanları düşünmüyor musun? Onların çektiği acıları bilmiyor musun? “
Bense “ umurumda değil “ diyerek onun söylediklerini geçiştiriyordum. Zevk aldığım bir şeyi bırakarak ne elde edebilirdim ki. Günlerden cumartesiydi ve 3. tanışma yıldönümümüzü kutlayacaktık.. Planımızı çok önceden yapmıştık. Plana göre saat dörtte lunaparka gidip çocukluğumuzu yaşayacak gönlümüzce eğlenecektik. Ardından akşam dokuzda lüks bir lokantaya giderek romantik bir ortamda göz göze bir şeyler yiyecektik. Yemek için randevumuzu çoktan almıştık bile, ikimizin de keyfine diyecek yoktu o gün..
Fuara uğramak için evden ayrıldık taksiye verecek paramız olmadığı için basmane’ye otobüsle geldik. Basmane kapısına doğru kol kola ilerliyorduk. Ben çok fazla susamıştım. Bu yüzden aşkıma “ Şu büfeden bir şişe su alıp hemen geliyorum. Sen yavaş yavaş git” dedim. Suyu aldıktan sonra aşkıma yetişmek için adımlarımı hızlandırmışken, gri bir otomobilin direksiyonu kırarak kaldırımın üstünde yürüyen sevgilimin üzerine doğru hareket ettiğini gördüm. Bağırmama fırsat kalmadan araç aşkımı altına alarak ezip geçmişti bile.
Bedenim buz gibi olmuş adeta bulunduğum yerde donakalmıştım. Vücudumdan akan soğuk terlerin izlediği yolu hissediyordum. Birkaç saniye sonra kendime geldiğimde insanların aşkımın çevresinde bir halka oluşturduğunu gördüm. Koşarak halkanın içine girdiğimde barış’ın tekerin altında sıkışmış olan bedeninin acı içerisinde can verişine şahit oluyordum. Onun ölümünü acı ve çaresizlikle izlerken bende intihar etmenin planlarını çoktan yapmaya başlamıştım. Çünkü onsuz yaşamamın hiçbir anlamı yoktu benim için.
Aradan günler, haftalar geçti. Ben intihardan vazgeçmiş hayatımı bir düzene sokmuştum. O sıralar bir sohbet esnasında aşkımı ezerek ölümüne sebep olan aracın içerisinden on bir adet bira şişesi çıktığını öğrendim ve o günden sonra bir daha içki ve sigara kullanmamaya yemin ettim. Çünkü o hayatımı elimden aldı ve daha nice hayatları almaya devam edecek.