Leandros
11-08-2006, 09:49 AM
Hırpalanmış kalbim bir gece buldu ümidini,
Yalnız, bir fırtınadır sardı şehrimi,
Içimden son kez bahar uydurdum sen gibi,
Kulaklarımda duyduğum bir ama iniltisi,
Sarhoş etti bu bedenimi , sen gibi…
Sarmaşıklar sardı ıssız bir gök kubbede ağlamalarımı,
Alaşağı ettim, uzaklarımı, umutlarımı ve rüyalarımı,
Sensizken, bensizken bu yürek,
Vurdumduymaz akrepler zehirledi içindeki yarayı,
Kesmek bu bileği,
Bilemediğin kadar zordu, yalandı,
Bir şeylerse, bildiğin kadar, hissettiğin kadar,
Bir gece kadar, karanlık kadar uzaktı,
Ve ben, güneşi soğuk bir şehrin,
Ürkek caddelerinde, viran sokaklarında,
Her yıkılmışın mezesinde,
Bir seremoni seçerdim hayattan,
Işte bu, bir gece kadar,
Bir karanlık kadar, bir sen kadar uzaktı…
Saçlarımda bir iklim yağışıdır bu çehre,
Şarkılar kaderimde bir yargı bilir,
Bir temmuz yüreğim vardır, gümüş bedenimde,
Şeffaf bir yaşam aramak yalandır,
Etrafımda karanlık bir doğru vardır,
Uzaklarda bir kuş çığlığı yırtar kulaklarımı,
Bilmek zordur, yalındır, yasaktır,
Sensizliğimi dinlemek ellerimde bir savaş bitirir,
Kurak yalnızlıklar kaderimde çoraklaştırır toprağımı,
Hayatım yarım kalır, göğsümde donar umutlarım…
Lalezarlara intizarlarım bulaşmış,
Dökülmüş yaprakları çam ağaçlarının,
Bir fecir vaat etmişim ki, altından kalkamayacağım,
Sözlerim boyumdan büyük, benden ağırmış,
Denizler boyu bir tuzluluk ki, çatlamış dudağım,
Bir tat bırakmış adın rüyalarımda,
Ve düşlemek saçma bir olguyken seni,
Işte bu, bir gece kadar,
Bir karanlık kadar, bir sen kadar uzaktır…
Ve öyle, tertemiz bir bitişi olur yakınların,
Artık adını anmak bile çok uzak düşer gecelerime,
Sancılarım bundan mutludur,
Ve ümitlerim her günden biraz daha solgun,
Ve bu yürek, sen kadar uzak, ölüm kadar yakındır…
Yalnız, bir fırtınadır sardı şehrimi,
Içimden son kez bahar uydurdum sen gibi,
Kulaklarımda duyduğum bir ama iniltisi,
Sarhoş etti bu bedenimi , sen gibi…
Sarmaşıklar sardı ıssız bir gök kubbede ağlamalarımı,
Alaşağı ettim, uzaklarımı, umutlarımı ve rüyalarımı,
Sensizken, bensizken bu yürek,
Vurdumduymaz akrepler zehirledi içindeki yarayı,
Kesmek bu bileği,
Bilemediğin kadar zordu, yalandı,
Bir şeylerse, bildiğin kadar, hissettiğin kadar,
Bir gece kadar, karanlık kadar uzaktı,
Ve ben, güneşi soğuk bir şehrin,
Ürkek caddelerinde, viran sokaklarında,
Her yıkılmışın mezesinde,
Bir seremoni seçerdim hayattan,
Işte bu, bir gece kadar,
Bir karanlık kadar, bir sen kadar uzaktı…
Saçlarımda bir iklim yağışıdır bu çehre,
Şarkılar kaderimde bir yargı bilir,
Bir temmuz yüreğim vardır, gümüş bedenimde,
Şeffaf bir yaşam aramak yalandır,
Etrafımda karanlık bir doğru vardır,
Uzaklarda bir kuş çığlığı yırtar kulaklarımı,
Bilmek zordur, yalındır, yasaktır,
Sensizliğimi dinlemek ellerimde bir savaş bitirir,
Kurak yalnızlıklar kaderimde çoraklaştırır toprağımı,
Hayatım yarım kalır, göğsümde donar umutlarım…
Lalezarlara intizarlarım bulaşmış,
Dökülmüş yaprakları çam ağaçlarının,
Bir fecir vaat etmişim ki, altından kalkamayacağım,
Sözlerim boyumdan büyük, benden ağırmış,
Denizler boyu bir tuzluluk ki, çatlamış dudağım,
Bir tat bırakmış adın rüyalarımda,
Ve düşlemek saçma bir olguyken seni,
Işte bu, bir gece kadar,
Bir karanlık kadar, bir sen kadar uzaktır…
Ve öyle, tertemiz bir bitişi olur yakınların,
Artık adını anmak bile çok uzak düşer gecelerime,
Sancılarım bundan mutludur,
Ve ümitlerim her günden biraz daha solgun,
Ve bu yürek, sen kadar uzak, ölüm kadar yakındır…