makman
11-08-2006, 10:17 PM
zindanlardan taşa taşa kar beni.
mamak’lardan metris’lerden sor beni.
diyarbekre* kanla bastım mührümü,
ceset ceset kefen kefen sar beni.
bu türkü mor dağların emanetidir
firari mahpuslara bir avuç su,
bir türkü dilimi içerdekine,
çeyiz sandıgına oyalı yazma,
memeye süt ve baharın toprağa bereketidir.
sığmaz dört duvarın yanına,
dikenli tele,
cesur mermidir mavzer yatağında bu.
önü kıtlık kıran, zemheri,
ardı ateş külü, kızılcık ve menekşedir
bir teli asuri vurur, bir keldani
ve yeşile çalar her mevsim
petrol mavisini,
kan kızılını,
kavruk dudakların tuzunda tadı
fırat’ı, dijle*’yi vurur.
heyy bre şahin gagasında
can suretidir.
kara saçlım,
gül benizlim,
sevdiğim bu türkü
mor dağların emanetidir.
gün kar yanığı yüze vuranda
debreşir gökçe yürek.
kasketi keder, gömleği kan
sevdası bir uçurumdur.
gözleri kor tanesi, gözleri hançer
gözleri cesarettir.
krizantem çiçegidir emegi gülüm.
elleri cesur vede hünerli.
mor dağların ardında
üç koca destan, üç koca dünya,
üç denklem,üç şifre,
üç atom çekirdeği ve bir çakmak,
bir kıvılcım, birde dinamit.
gün kar yanığı yüze vuranda
mor dağların türküsü gelir.
onlar güneşin bağrında ateş,
yer yüzünde bir taze çiçektiler.
namluda namusun fişengi.
isyanda yürek,
kara düşte bembeyaz gerçektiler
ben yılların sevdası.
nazlım,
sabır kıyısında kin köpüğü
al almada, başaklarda,
gül dudaklarda hasret.
söyle türkünü sen
erinme nazlı bacım.
ağlamadan, karalara bağlamadan
kına gecelerinin sevincinde,
lurke’de goven’de
temirağa’da*...
orhan kotan
mamak’lardan metris’lerden sor beni.
diyarbekre* kanla bastım mührümü,
ceset ceset kefen kefen sar beni.
bu türkü mor dağların emanetidir
firari mahpuslara bir avuç su,
bir türkü dilimi içerdekine,
çeyiz sandıgına oyalı yazma,
memeye süt ve baharın toprağa bereketidir.
sığmaz dört duvarın yanına,
dikenli tele,
cesur mermidir mavzer yatağında bu.
önü kıtlık kıran, zemheri,
ardı ateş külü, kızılcık ve menekşedir
bir teli asuri vurur, bir keldani
ve yeşile çalar her mevsim
petrol mavisini,
kan kızılını,
kavruk dudakların tuzunda tadı
fırat’ı, dijle*’yi vurur.
heyy bre şahin gagasında
can suretidir.
kara saçlım,
gül benizlim,
sevdiğim bu türkü
mor dağların emanetidir.
gün kar yanığı yüze vuranda
debreşir gökçe yürek.
kasketi keder, gömleği kan
sevdası bir uçurumdur.
gözleri kor tanesi, gözleri hançer
gözleri cesarettir.
krizantem çiçegidir emegi gülüm.
elleri cesur vede hünerli.
mor dağların ardında
üç koca destan, üç koca dünya,
üç denklem,üç şifre,
üç atom çekirdeği ve bir çakmak,
bir kıvılcım, birde dinamit.
gün kar yanığı yüze vuranda
mor dağların türküsü gelir.
onlar güneşin bağrında ateş,
yer yüzünde bir taze çiçektiler.
namluda namusun fişengi.
isyanda yürek,
kara düşte bembeyaz gerçektiler
ben yılların sevdası.
nazlım,
sabır kıyısında kin köpüğü
al almada, başaklarda,
gül dudaklarda hasret.
söyle türkünü sen
erinme nazlı bacım.
ağlamadan, karalara bağlamadan
kına gecelerinin sevincinde,
lurke’de goven’de
temirağa’da*...
orhan kotan