Kemal_Atmaca
12-16-2006, 11:18 AM
Yalnız Adamın Notları
Zaman bir hüzün yağmuru gibi çöküyor yüreğime. Dudağımda isyanlar ve yarınlarım karanlık. Umutlarım ise, bitmiş tükenmiş. Bir garip alemdeyim ki sorma?
Yokluğun bendenmidir yoksa yanılgımdanmı bilemiyorum... Sevda türkülerimde işlediğim o sana dair düşlerim ellerimden kaçıyor hep... Penceremin önüne konan bir kuşum bile yok. Siyahın gamı kadar oldu bu sevda bana ve uzaklardan gelen bir ses, gönlüme bir buse koydu.
Ahh bu çıkmaz tunelden çıkıp giden düşlerim; onamı yanayım yoksa, sevda şiirleri yazan o banamı?
Ben beni ararken kuzey ruzgarlarında, sen batıdan gelen günah ruzgarlarının ıslığında buluyorsun beni... Bir gülün dalında, arının kanadında arama beni; ancak dünyanın cehenneminde bulabilirsin.
Ve sen hüzün çiçeğim, gül yüzlüm, ben meçhuldeki bu beni bulmağa giderken, gelenler gidenleri arattığı b gibi, gidenlerde gelecekte gelecekler için hep açık kapı bırakacaklardır... sen seni sevmeye devam et. Can havliyle sarıldığım bu karanlığı ve yalnızlığımı aşmaya çalışmıştım hep; oysa görüyorum ki, yanılmışım.
Bilemiyorum aşk mı bana gecikti, yoksa benmi geç kaldım. Uçurumlardan uzak kalamıyorum. Zaman içinde daha çok ölüyor, daha çok tükeniyorum. Korkunç ölümlerle süslenerek bir umuda yapışıp kalmışım sanki. Kim çıkıp ta dindirebilir bu acılarımı ?
Yahya kemal Beyatlı’nin da dediği gibi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, nede bir kol
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar, gözleri nemli
Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın nede son demidir bu
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilinmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden
Bir çok seneler geçti, dönen yok seferinden
Yalnız Adam
Kemal Atmaca
Zaman bir hüzün yağmuru gibi çöküyor yüreğime. Dudağımda isyanlar ve yarınlarım karanlık. Umutlarım ise, bitmiş tükenmiş. Bir garip alemdeyim ki sorma?
Yokluğun bendenmidir yoksa yanılgımdanmı bilemiyorum... Sevda türkülerimde işlediğim o sana dair düşlerim ellerimden kaçıyor hep... Penceremin önüne konan bir kuşum bile yok. Siyahın gamı kadar oldu bu sevda bana ve uzaklardan gelen bir ses, gönlüme bir buse koydu.
Ahh bu çıkmaz tunelden çıkıp giden düşlerim; onamı yanayım yoksa, sevda şiirleri yazan o banamı?
Ben beni ararken kuzey ruzgarlarında, sen batıdan gelen günah ruzgarlarının ıslığında buluyorsun beni... Bir gülün dalında, arının kanadında arama beni; ancak dünyanın cehenneminde bulabilirsin.
Ve sen hüzün çiçeğim, gül yüzlüm, ben meçhuldeki bu beni bulmağa giderken, gelenler gidenleri arattığı b gibi, gidenlerde gelecekte gelecekler için hep açık kapı bırakacaklardır... sen seni sevmeye devam et. Can havliyle sarıldığım bu karanlığı ve yalnızlığımı aşmaya çalışmıştım hep; oysa görüyorum ki, yanılmışım.
Bilemiyorum aşk mı bana gecikti, yoksa benmi geç kaldım. Uçurumlardan uzak kalamıyorum. Zaman içinde daha çok ölüyor, daha çok tükeniyorum. Korkunç ölümlerle süslenerek bir umuda yapışıp kalmışım sanki. Kim çıkıp ta dindirebilir bu acılarımı ?
Yahya kemal Beyatlı’nin da dediği gibi
Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil, nede bir kol
Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli
Günlerce siyah ufka bakar, gözleri nemli
Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu
Hicranlı hayatın nede son demidir bu
Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler
Bilinmez ki, giden sevgililer dönmeyecekler
Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden
Bir çok seneler geçti, dönen yok seferinden
Yalnız Adam
Kemal Atmaca