Web Stats

Bir İnsan Aşkı İçin Ne Hallere Düşmüş(mutlaka okuyun)

tekopaco
04-09-2006, 10:44 PM
aşk vuruldu tüm sesler sustu .:.

Bu gerçek öykünün kahramanının adına Kerem diyelim, sevdiğine de Canan.
Neden Kerem?
Mecnun da diyebilirdik, Ferhat da, sevdası bugünlere taşınmış başka biri de fark etmez.
Onlardan birini seçtik sadece. Çünkü o, onlar gibi sevdi...
Neden Aslı değil de Canan?
Çünkü o, sevilen olarak kaldı. Kerem’in sevdiği, Aslı değildi, olamadı. Sadece bir süre kendini Aslı sanmıştı Canan.

Kerem; göze çarpacak bir fiziğe sahip, çok okuyan, bilgili, zeki, neşeli, konuşkan bir gençti.
Canan ise; biraz kilolu, kolay fark edilmeyecek bir görünüşte, sessiz, içine kapanık bir genç kız.
Yolları, okumak için gittikleri o kentte kesişti.

Kerem, bir yandan çok istediği meslek ile ilgili yüksek öğrenimine devam ederken bir yandan da çok sevdiği işini, radyoculuğu yapıyordu. Etrafı hep kalabalıktı. Aranıyor, seviliyordu.
Başkalarının fark etmediği Canan dikkatini çekti önceleri. Sonra tanıştı, sevdalandı, sevdasına karşılık da buldu.
Çok mutluydu Kerem. İsteyerek okuduğu bir okulu, çok severek yaptığı bir işi ve tarafından sevildiğine inandığı çok sevdiği bir sevgilisi vardı.
Bir süre sonra, en ufak bir zaman diliminde bile ayrı duramadıklarını fark ettiklerinde aynı evi de paylaşmaya başladılar.

Canan, Kerem için sadece sevgili değildi. Her şeyi ile ilgilenir, içe dönüklüğünü, kendine güvensizliğini yok etmek için çabalar, çocuğuymuşcasına üzerine titrerdi Canan’ın.
Saatlerce konuşup çok değerli olduğunu, onu nasıl sevdiğini anlatırdı. Kilo problemini büyük dert eden sevdiği için aylarca çabaladı. Diyet yemeklerini, sabahları içirdiği portakal sularını, spor programlarını seve seve hazırladı. Başardı da. Canan artık kendinden memnundu, doyasıya gülmeyi de öğrenmişti ama...

Canan’a yetmedi sevginin böylesine sunulması. Hissedemedi galiba Kerem için tek olduğunu. Güvenemedi bir türlü o büyük sevdanın sadece kendisi için var olduğuna...
Kerem’in etrafındakiler, sevenleri rahatsız ediyordu onu. İstiyordu ki, Kerem hep onunla olsun, gölgesi gibi olsun.

Kıskanıyordu Canan....
Giderek çoğaltarak, aşkı her gün bir parça daha vuran kıskançlığını taşıdı iki kişilik güzel dünyalarına.

Öyle çok seviyordu ki Kerem...
Önce uzak, sonra yakın, sonra çok yakın arkadaşlarını, dostlarını çıkardı hayatından birer birer. Sırf, Canan istiyor, Canan öyle huzurlu olacak diye.

Yetmedi.
“ Daha” dedi Canan, “ Daha...”
Çok severek yaptığı işine, radyoculuğuna, kendisini çok seven radyo dostlarına veda etti. Sırf Canan istemiyor, rahatsız oluyor diye.

Artık sadece Canan vardı hayatında. Canan ve istekleri...
Öyle çok Canan dolmuştu ki, giderek etrafındaki sesleri de yitirmeye başladı.
Kulakları seslere kapanmaya başladı tek tek...
Bir Canan’ın sesi kaldı. Koskoca Dünya, artık sadece Canan ve Kerem olmuştu...
Yetiyordu ama Kerem’e. O yanındaydı, mutluydu...

Canan bir baktı ki; kıskançlıkla biçimlendirmeye çalıştığı, sırf sevdasını kaybetmemek için bu çabaya teslim olmaya çabalayan birini var etmeyi başarmış ama o biri, artık Kerem değil.
Kerem çoktan Canan olmuş...
Canan, artık bu gölgenin kendisine iyice ağır gelişini fark ettiğinde Kerem’in benliğini de yanına alıp onu kimliksiz bırakarak terk etti...

Çok büyük acılar yaşadı Kerem...
O kenti, okulunu bırakmak, ailesinin yanına, onların bakımına sığınmak zorunda kaldı.
Bedeninin her noktası dayanılmaz ağrılarla tanıştı. O kadar çok acı çekiyordu ki uyuyamaz olmuştu.
Sıcak su doldurduğu küvette biraz olsun hafifleterek ağrılarını, orada suyun içinde, beş on dakikalık uykularla yetinmek zorunda kalıyordu. Sonra tekrar nefes aldırmayan sancılarla kıvranıyordu.
Tek başına yemeğini yiyemeyecek, tuvalete gidemeyecek, pantolonunun fermuarını çekemeyecek hale geldi.

Ve sesleri tamamen yok oldu...
Kuşların, denizin, yağmurun, rüzgarın, insanların, her şeyin, herkesin sesi sustu.
Duymuyordu artık...
Duyduğu sadece uğultuydu. Kulakları sesleri parçalayıp sözcük anlamlarını ayırt etmek için yollamayı kesti beynine.

Kerem perişandı...
Ona bakarken, daima gurur duydukları tek erkek evlatlarının gözlerinin önünde dayanılmaz acılarla kıvranmasına katlanmak zorunda kalan ailesi perişandı...
Gizli gizli gözyaşı döken anne çok yalvardı Canan’a çaresizlikle ama başaramadı onu yeniden Kerem’e getirmeyi.

En büyük kentlere gidildi. En büyük hastaneler, en tanınmış doktorlar dolaşıldı hiç durmadan. Vücudundan çekilip duran kanları, terapistlerin koltuklarında ruhu didik didik edildi.
Sonuçta, avuç avuç aldığı ilaçlarla bedeni uyuşturulup biraz rahatladı ve ağrılarından kurtuldu ama sesleri geri getirilemedi.
Kulakları direniyordu...
Teşhis kondu ama. Kulakları sapasağlamdı. Makinelere sokuldu, testler yapıldı. Dediler ki uzmanlar; “Duymayışı tamamen psikolojik nedenlere bağlı, kapamış dışarıya.”

O, uğradığı kıskançlık krizlerinde, sırf sevdasını kaybetmemek için kendini çevresinden soyutlarken kulaklarını feda etmişti. Doktorlar böyle söylüyordu.
Oysa, gayret eder görünüyor, hatta çok istiyordu yeniden seslerine kavuşmayı. Gözlerini dört açarak iyice uzmanlaştığı dudak okuma işine kulaklarını da ortak etmeyi. Öyle diyordu kendisi...

Geceleri yaşıyordu Kerem. Sessiz geceleri...
Adeta yuttuğu kitaplar dışında, bilgisayarının başına geçip sabahlara dek konuştuğu, seslerini duymak zorunda olmadığı, sayısı bir iki tane olan yeni insanlarıyla yaşıyordu.
Gündüzleri hep uykudaydı. Kapkara derin uykularda.
Gündüzlerini, güneşini çoktan yitirmişti...

Ara sıra pes etmeyi düşündüğü oluyor, çekip gitme isteğini döküyordu satırlara. Her şeyini yitirdiğine inanır hale geldiği o günlerde saatlerce sohbet ederdik Dost gördüğü o birkaç kişiden biriydim.

Seslerini yitirmişti ama aşk hiç susmadı onda...
Uzun bir sohbet gecesinin sabahıydı yine. “ İçimden geldi abi sana bir şarkı söyleyeceğim” dedi. (Abi der hep bana.)
Kulaklarımdan hiç gitmeyen, ne zaman dinlesem ağladığım o çok sevdiği, sesleri yok olmadan önce öğrenip yüreğinde sakladığı şarkısını haykıra haykıra söylemişti sadece mesaj için kullandığı telefonunda;

"oy sevdasına kurban olduğum oy
bilsen ne gaybana geceler yaşarım
gaybana gecelere loy

kulaklarımda uğru uğru uğultular
ben günlere yanarım günler bana
demem o ki sana
hasretin o kadar koymazdı ama
geceler öyle bir gaybana gaybana gaybana
geceler öyle bir kötü dinli gavur
gavur ki sorma

dönerim olmaz
yatarım olmaz
upuzun hint fakiri yatağı gece
öyle bir batar ki dört yanımdan
ayağımı uzatırım parmaklık
elimi uzatırım soğuk duvar

oy kilit, , parmak, demir, soğuk duvar
oy andır geceler andır
kan revandır kan revandır kan revandır
yüreğimin hasretinde yalnızlık değme puşt
gaybana gecelerin esaretinde"


Bir ara sanki bir umut doğdu.
Ülkenin en çok satan gazetelerinden birindeki köşesinde; sevgilisinden, kedisinden, yaptığı gezilerden, kaldığı otellerden, taşındığı evlerinden artan satırlarını değişik kişilerle yaptığı röportajlarla dolduran hanım gazeteci, bir şekilde duydu Kerem’in hikayesini.
“ Bunun Adı Kara Sevda” isimli röportajını gerçekleştirme aşamasında, (İşi bittikten sonra asla yerine getirmediği, kendine yakışır umarsızlığıyla tamamen unutup geçtiği) iş vaatlerinde bulunup İstanbul’a gitme, çalışma, kurtulma hayalleri kuran Kerem’i umutlandırdı.

Röportaj yayınlandığında binlerce e-mail yağdı Kerem’in bilgisayarına. Aşk acıları çeken insanlar teselliye girişti. Böyle bir sevdaya susamışlar da tanışmaya can attı onunla.

Bu mektup sahiplerinden biri çok farklı, çok sıcak geldi Kerem’e. Tanımaya, sevmeye çalıştı yeniden. Bıkmıştı gönül yalnızlığından, tekrar sevmeyi denemek, hayatını birleştirmek istedi onunla.
Neşeliydi, cıvıl cıvıldı yeniden. “ Bitti artık.” diyordu, “ Bitti, kurtulacağım.”
Biz dostları, evladının acısı ile kahrolan anacığı umutlandık, sevindik.
Olmadı...
O umut da göze alamadı bu sevdanın ağırlığını taşımayı, sevginin üzerini örten gerçeklerle boğuşmayı.
O da gitti...
Yeniden acılara, ağrılara, duymayan kulaklara emanet ederek gitti “ Çok seviyorum” dediğini...

Kerem mi?
Hala yaşamaya çalışıyor...
Hala kanları, kulakları, ruhu didikleniyor hastanelerde, psikolog koltuklarında...
Çünkü hala umudunu koruyor.
Çünkü hala seslerine kavuşacağı zamanın geleceğini biliyor.
Çünkü daha 26 yaşında...

Mr. ywZzz
04-16-2006, 02:04 PM
PayLasımın için TŞKLer..

ANGEL_ZEYNO
05-31-2006, 11:20 AM
keremi tanımayı isterdim

yasakli
05-31-2006, 08:45 PM
ahh ahh Bu BayanLarı anLayan Varsa Bana da aNlatSın :) YanLıs anlamasın bayanlar ama derya gibiLer Cözmek mümkün DeiL onları ama Harbidende Cözmek MumKun DeiL onLarı SaygıLar..

ilksevdam
06-01-2006, 10:42 AM
çok güzel olmuş paylaşım için teşekkürler....




EZ Archive Ads Plugin for vBulletin Copyright 2006 Computer Help Forum