![]() | ![]() |
| | |||||||

| Şiirler ve Güzel Sözler Şiirleri ve Güzel sözleri burada yayınlayabilirsiniz... |
| |
| | LinkBack | Seçenekler | Stil |
| | #1 (permalink) |
![]() | Bir Bebegin Yitik Gözleridir Diyarbakır ''____Bu bir şiir degil...... Bu biz özlemdir,tanımadığım; hiç göremedigim bir babanın Suskunluğudur bir bebegin çığlık çığlığa! Cigarasızlığıdır genç bir delikanlının... Bu bir şiir degil... Bu Diyarbakırın yorgun yüzü, Acının anlatılmazıdır ''yavrum'' nerdenin anlatımı... Bu bir şiir degil... Anasızlığını birlikte götüren bir bebegin isimsizligine inat Binlerce yıl yaşamış ismidir..... Ben adını Yaşamak koydum gürül gürül ölürken çocuklar, Sen gülerek git bebegim, Diyarbakırda daha nice çocuklar var...___'' Ayrı düşmüş hayatın kaydını tutuyordu bir çocuk, Gülümseyen yanaklarının allığına bakarken zulasındaki açlık! Kangren olmuş bir lokma ağlayışın türküsüydü dillenen, Kanatlarının altında korunan bir hüzün torbası babanın.. Temmuz dokunuşları geliyordu aklına bir delikanlının Sevgilisinin boylu boyunca uzandığı şubat yatağına... Sessizlik bile susardı o an çığlığında gecenin, Dağların bile suskunluğunu izlerdi çünkü hayatın gözleri Yitik degildi, kaybolmamıştı masumiyet, İzleri duruyordu dokunuşların sıcaktı bedeni Pervasızca öpüşmeleri kucaklayan yeryüzü yatağındaydı hep... Kim bilebilirdi bir gün dudaklarının kansız kalacağını yarinin? Öpemeyecegini kim öğrenebilirdiki bebegini bir babanın! Ve yarinin bir gün olamayacağını Bir durağın önünden geçerken, Son durak olacağını kim bilebilirdiki? Parçalanan bedenimiydi Ananın Diyarbakır gibi? Yoksa bebeginin emziğimi kundağında? Kundaklanan hayatların paslı gerçegini sınarken gökyüzü! Hileli sevmemişti sokakları Diyarbakır'ın bir insanı, Gözünden sakınmıyor muydu sanki Ongözlü köprü? Kim çıksa surlarına serin esmez miydi rüzgârları? Battı birden güneş seyrine daldığımız ilk doğan kentte, Ay küstü, lal oldu yıldızlar, Kan oldu Dicle, Düşlerinde bile akmayı unuttu Fırat! Kapattı surlar elleriyle yüzünü açmadı bir daha.... Hangi sokağına girsen taşları ''ez'' der adımlarınla beni insan, Hangi kapının önünde dursan açılır kendiliginden, Koklasan havayı, barut kan kokusunu bir kenara bırakıp Çocuk kokar, karanfil kokar, kaçak tütün kokar... Birden çocuk susar büyük bir çığlıkla, Karanfil solar ne kadar sulasanda, Sarılan tütünün ateşi söner.. Düşer parmaklarının arasından yere cigara Bir dudak bulunmaz artık... Bir bebegin yitik gözleridir Diyarbakır kan revan Kırılgan bir mevsimdir avuçlarında bize sunduğu minik parmaklarıyla o bebek Bir cennetti oysa gülücüklerinde baharları konuşturan... Daha yürümeyi öğrenmeden, koşmaya sarılan bebegim, Ne çok varsın artık sen, ne çok doğuyorsun güneşten sıcak her sabah! Hayatı Eylül rüzgârıyla bize gönderen,sen ne çok serin gülüyorsun.... Dosta,düşmana insan nasıl seviliri nasıl öğretiyorsun giderken paramparça! Paylaşma nedir bilmezi nasıl utandırdın, Nasıl insanlık daha ölmememişi öğrettin ölürken güle oynaya bilmesende! Sen nasıl öyle bir göz, Sen nasıl öyle hayatın içinde en güzel söz... Sen nasıl öyle minik bir bedenin büyük sevgi kalıntısı.... Sen nasıl cigerimin paramparça yerinde aşkın tınısı.... Sen nasıl ağlayışlarıma bakan gülüşün... Sen nasıl bilmeden yanaklarıma konan öpüşün... Yaralı sevdalar görmeyen sen nasıl paramparça öpüştün.... Diyarbakır yitik bir bebegin gözleriyle, Diyarbakır seninle büyüyor artık emekleyerek bilesin, Kimin gözbebeklerinde gülecek baban diye sorarsan Ne çok göz-bebek var her kucağı sıcak ananın kollarında derim... Sen büyü bebegim yarınların kucağına at kendini, Kim ağlatabilcekki artık seni, yaptığı bu korkunç şakayla? Nereye baksa çiçek olacak orada her gözü Diyarbakırın,sensin diye... Dokunsa nereye sen olacaksın orada masum kokunun sevecenligi, Kim ölse sen doğacaksın bebegim; Yine gözlerin olacak yüregimin telaşlı kanatlarında, Burnuna dokunacak başparmağım ''cee'' diyecegim sana... Gıdığından öpecegim Katıla katıla güleceksin... Alnının çizgisiz kalışında belirecek ''sağım solum ebe kaçmayan sobe'' Minik dudakların olacak Diyarbakır Sen yerine bağıracak Ve kürtçe söyleyecek ''yaşamak nerdeyse çık'' diye.... Ölümünle,ölümsüz kalacağımız günlere büyük bir inançla... Sen gittigin yerde yine oyna, Yine gül, Yine serin tut uykunu. Baban degil Diyarbakır biliyorsun bebegim; Yinede özlüyor seni, Kucaklıyor her kelimede kokunu... 27.09.2006/Diyarbakır Deniz Ekrem mahşerde nebiler bile senden medet ister gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim ![]() ![]() |
| Çevrimdışı | |